H Harfi – Atasözleri Sözlüğü

ANLAMINI ÖĞRENMEK İSTEDİĞİNİZ ATASÖZÜNÜN İLK HARFİNİ AŞAĞIDAKİ LİSTEDEN SEÇİNİZ!
A · B · C · Ç · D · E · F · G · H · I · İ · K · L · M · N · O · Ö · P · R · S · Ş · T · U · Ü · V · Y · Z

H Harfi ile Başlayan Atasözleri ve Anlamları

Hacı hacı olmaz gitmekle Mekke’ye, dede dede olmaz gitmekle tekkeye: Bir işi görünüşte ve biçimsel olarak yapmakla o iş gerçekten yapılmış ve sonuç elde edilmiş olmaz. (dede: Dervişlerin büyükleri.)

Hacı hacıyı Mekke’de, derviş dervişi tekkede bulur: Hedefleri, amaçları aynı olanların yolları aynı noktada kesişir.

Haddini bilmeyene bildirirler: Çevresindekileri hiçe sayarak yetkili olmadığı konularda yüksekten atanlara sert karşılıklarla gereken dersler verilir.

Hak deyince akan sular durur: Bir anlaşmazlıkta adalet, tarafsızlık, hakkaniyet devreye girdiğinde kimsenin söyleyecek sözü kalmaz.

Hak yerini bulur (yerde kalmaz): Haksızlık er geç ortaya çıkar.

Haklı söz, haksızı Bağdat’tan çevirir: Doğru söz, yanlış yolda çok ilerlemiş kişiyi bile yola getirir.

Hâl hâlin yoldaşıdır: Aynı durumdaki kimseler, birbirlerinin hâlini daha iyi anlarlar.

Hamala semeri yük olmaz: İnsana kendi işi ağır gelmez.

Hamama giren terler: Bir işe girişen, o işin güçlüklerini veya masraflarını göze almalıdır.

Hangi dağda kurt öldü?: Birisinden beklenmeyen bir davranış görüldüğünde şaşma ve sitem bildirmek için kullanılan bir söz.

Hangi gün vardır akşam olmadık: Sona ermeyecek hiçbir iyi durum, yıldızı sönmeyecek hiçbir ünlü yoktur.

Haramın temeli olmaz: Haram kazanç, bir işe yaramadan telef olur gider.

Haramzade pazar bozar, helalzade pazar yapar: Sütü bozuk kişi, iki kimsenin arasını açar, anlaşmalarına engel olur; soylu kişi ise arabuluculuk yapar, anlaşmalarına yardım eder.

Harman döven öküzün ağzı bağlanmaz: Çalışanın emeğinin karşılığı verilmelidir.

Harman dövmek keçinin işi değil: Önemli işler herkese yaptırılmaz.

Harman (harmanını) yakarım diyen orağa yetişmemiş: Başkasına kötülük yapmayı tasarlayan kimse, kötülüğünü yapmaya fırsat bulmadan cezasını görür.

Harman sonu dervişlerindir: Herkesin bol bol yararlandığı şeylerin artakalanından alçak gönüllüler yararlanır.

Harman yel ile, düğün el ile: Her işin gerçekleşmesi birtakım koşulların bulunmasına bağlıdır.

Hasta ol benim için, öleyim senin için: Kişi kendisi için bir fedakârlıkta bulunan kimseye karşı sırası geldiğinde daha büyük fedakârlıkta bulunur.

Hasta olmayan, sağlığın kadrini bilmez: İnsanlar sağlığın değerini ancak hastalıkta acı çekip iyileştikten sonra anlarlar.

Hastaya bakmaktan hasta olması yeğdir: Ağır bir hastaya bakmak o denli güçtür ki, kimi zaman hasta olmak bundan daha kolay görünür.

Hastaya döşek sorulmaz: Bir kişiye, onsuz yapamayacağı belli olan bir şeyin gerekli olup olmadığı sorulmaz.

Hatasız kul olmaz: İnsan yanılmamak için ne kadar dikkat ederse etsin yine yanılır.

Haydan gelen huya gider: Kolay ve emeksiz kazanılan şeyler elden kolay çıkar.

Hayır dile komşuna, hayır gele başına: Sen başkaları için iyi şeyler dile ve yap ki başkaları da senin için iyi şeyler dilesin, yapsın.

Hayırlı evlat neylesin malı, hayırsız evlat neylesin malı: Çocuk akıllı ise babasından mal kalsın diye beklemez, malı kendisi kazanır; akılsızsa babası ne kadar çok mal bırakırsa bıraksın, değerini bilmez ve onu kısa zamanda bitirir.

Hayvan yularından, insan ikrarından (sözünden) tutulur: Yularından tutulan hayvan başka yöne sapamadığı gibi insan da söylediği sözün dışına çıkamaz.

Hayvanın alacası dışında, insanın alacası içinde: Hayvanların işe yarayıp yaramayacakları görünüşlerinden belli olur ancak insanların kötü huylu olup olmadıkları dışarıdan anlaşılamaz.

Hazıra dağlar dayanmaz: Sürekli harcama, en büyük birikimleri bile eritir.

Hekimden sorma, çekenden sor: Bir sıkıntının acısını ancak onu çeken bilir.

Hekimsiz, hâkimsiz memlekette oturma: Sağlığın güvencesi hekim, toplumun güvencesi hâkimdir, bu iki güvencenin bulunmadığı yerde yaşamak zordur.

Helalzade barıştırır, haramzade karıştırır: Sütü bozuk kişi, iki kimsenin arasını açar, anlaşmalarına engel olur; soylu kişi ise arabuluculuk yapar, anlaşmalarına yardım eder.

Her ağacın meyvesi olmaz: Dıştan başarılı, üretken gibi görülen herkes gerçekte öyle olmayabilir.

Her ağaç kökünden kurur (çürür): Bir topluluğun dayandığı temel bozulursa o topluluk bozulur.

Her ağaçtan kaşık olmaz: Özelliği olan bir iş için sıradan birisi kullanılamaz.

Her çok azdan olur: Çoğu elde etmek için azları biriktirmek gerekir.

Her dağın derdi kendine göre: Herkesin kendi durumuna bağlı olarak sorunları vardır.

Her damardan kan alınmaz: Herkesten yardım istenmez, istense de alınamaz.

Her deliğe elini sokma, ya yılan çıkar ya çıyan: Sonunu düşünmeden sana zararı dokunma olasılığı bulunan davranışlarda bulunma.

Her düşüş, bir öğreniş: Kişi her yanlış davranışının acı sonucundan bir ders almalıdır.

Her firavunun bir Musa’sı çıkar: İnsanı, zalimce davranan birinden kurtaracak bir kimse her zaman bulunur.

Her gönülde bir arslan yatar: Herkesin kendine göre büyük bir emeli vardır.

Her gün baklava börek yense bıkılır: Hep aynı şeyle uğraşmak insana bıkkınlık verir.

Her gün bir olmaz: Bir günün işleri, durumları, şartları başka bir gününkine uymaz.

Her gün papaz pilav yemez: 1. Bir insanı hep aynı hileyle kandıramazsın. 2. İnsan zaman zaman değişiklik ister. 3. Her zaman aynı fırsat ele geçmez.

Her güzelin bir kusuru vardır: Her iyi şeyin hoşa gitmeyen bir yönü, her güzelin kusurlu bir tarafı vardır.

Her horoz kendi çöplüğünde öter: Herkes ancak kendi çevresinde bir değer taşır ve sözünü orada geçirebilir.

Her işin (şeyin) başı sağlık: İnsanın yapacağı her şey vücut sağlığına bağlıdır.

Her işte bir hayır vardır: Kişi, kötümserliğe kapılmamak için olup biten her işi hayra yormalıdır.

Her kaşığın kısmeti bir olmaz: Herkesin talihi, kazancı bir değildir.

Her kimin bağı var, yüreğinde dağı var: Malı, mülkü veya evladı olanlar kaygı ve tasadan uzak olamazlar. (dağ: Ateş yarası.)

Her koyun kendi bacağından asılır: Herkes kendi davranışlarından sorumludur, herkes hatasının cezasını kendisi çeker.

Her kuşun eti yenmez: Herkes zorbalığa boyun eğmez, buna karşı gelecekler de çıkar.

Her sakaldan bir tel çekseler köseye sakal olur: Herkes biraz fedakârlık etse bir yoksul perişanlıktan kurtulur.

Her şeyin vakti var, horoz bile vaktinde öter: Her şey zamanında yapılmalıdır.

Her şeyin yenisi, dostun eskisi: Dostluk eskidikçe güç ve değer kazanır.

Her şeyin yokluğu yokluktur: İnsana gerekli olan şey küçük ve değersiz de olsa yokluğunda kendini belli eder.

Her taş baş yarmaz: Korkulan her şey tehlikeli değildir.

Her yiğidin bir yoğurt yiyişi vardır: Herkesin kendine özgü bir çalışma yöntemi, bir iş yapma biçimi vardır.

Her yokuşun bir inişi, her inişin bir yokuşu vardır: Hayat boyunca yükselme, düşme vb. durumlar birbirinin ardından gelebilir.

Her zaman gemicinin istediği rüzgâr esmez: Olaylar herkesin istediği biçimde meydana gelmez.

Her ziyan bir öğüttür: Kişi, uğradığı her zarardan bir ders alır.

Herkes aklını pazara çıkarmış, yine kendi aklını almış: İnsanlar kendi akıllarını başkalarının aklından üstün görürler.

Herkes bildiğini okur: Başkaları ne söylerse söylesin, herkes kendi düşünüşüne göre iş yapar.

Herkes davul çalar ama çomağı makama uyduramaz: Herkes iş yapar ama o işin gerektirdiği ustalığı gösteremez.

Herkes ektiğini biçer: Nasıl davranırsan öyle karşılık görürsün.

Herkes evinde ağadır: Herkesin kendi evinde, kendi çevresinde saygınlığı vardır.

Herkes gider Mersin’e, biz gideriz tersine: Bir işin bilerek ters yapıldığını, yolunda yapılmadığını anlatır.

Herkes kaşık yapar ama sapını ortaya (doğru) getiremez: Herkes bir iş yapar ancak istenildiği kadar güzel ve kusursuz olmaz.

Herkes kendi ayıbını bilmez: İnsan kendi kusurunu göremez, bilemez.

Herkes kendi ölüsü için ağlar: Hiç kimse başkasının acısını içinde duymaz, onun yüreğini sızlatan ancak kendi acısıdır.

Herkes ne ederse kendine eder: Nasıl davranırsan öyle karşılık görürsün.

Herkesin ağzı torba değil ki büzesin: Başkalarının söyleyeceklerine engel olamazsınız.

Herkesin aklı bir olsa koyuna çoban bulunmaz: Herkes aynı şeyi bilse ve yapabilseydi, geri kalan işleri yapacak kimse bulunamazdı.

Herkesin arşınına göre bez vermezler: Genel kurallar herkesin istek ve gereksinimine göre bozulamaz.

Herkesin bir derdi var, değirmencininki su: Herkesin kendi yaşayışı ile ilgili bir derdi vardır, bir kişinin derdi ötekininkine benzemez.

Herkesin ettiği yoluna gelir: Bir kimse başkasına ne yaparsa kendisi de aynı şeyle karşılaşır.

Herkesin geçtiği köprüden sen de geç: Herkesin tuttuğu yoldan sen de git.

Herkesin gönlünde bir aslan yatar: Herkesin kendine göre büyük bir emeli vardır.

Herkesin hamuru ekmeğine göredir: Bir iş için yapılacak hazırlık, gereksinim ölçüsünde olmalıdır.

Herkesin tenceresi kapalı kaynar: Bir kimsenin durumu, içinde bulunduğu yaşayış şartları başkalarınca gereği gibi bilinemez.

Herkesin yorulduğu yere han yapılmaz: Genel kurallar herkesin istek ve gereksinimine göre bozulamaz.

Hırsıza kilit olmaz: Kötü bir iş yapmaya kararlı olan kişiyi önlemek için alınacak tedbirler yararsızdır.

Horoz ölür, gözü çöplükte kalır: Yaşanılmış, alışılmış, erişilmiş bir durum veya makam yitirildikten sonra, göz o durum veya makamda kalır.

Horozu çok olan köyde sabah geç olur: Karışanı çok olan işlerden sonuç güç alınır.

Huy canın altındadır: İnsanı alışkanlıklarından, huylarından vazgeçirmek mümkün değildir.

Huylu huyundan vazgeçmez: Bir huy edinmiş olan kişiyi bu huyundan vazgeçirmek imkânsızdır.

Yorumla(r)

Lütfen yorum yazarken Türkçe yazım kurallarına dikkat ediniz.
Türkçe yazım kurallarına uyulmayan, ziyaretçilere yarar sağlamayacak nitelikteki yorumlar onaylanmayacaktır!