Anlamsal Anlatım Bozuklukları – 7. Sınıf

Anlatım bozuklukları, anlamsal (anlama dayalı) bozukluklar ve yapısal (yapıya dayalı) bozukluklar olmak üzere iki temel başlıkta incelenir. Anlatım bozuklukları konusuna 7. sınıfta anlam bakımından anlatım bozukluklarıyla giriş yapıyoruz. Bu konuyu da şu 7 başlık altında inceleyeceğiz:

Anlatım Bozuklukları 7. Sınıf Kavram Haritası
Anlatım Bozuklukları 7. Sınıf Kavram Haritası

BAŞLAMADAN ÖNCE

Anlamsal anlatım bozuklukları konusuna geçmeden önce eş anlamlı kelimeler ve deyimler konularında eksiğiniz varsa bunları gidermeniz bu konuyu anlamanızı kolaylaştıracaktır.

1. Gereksiz Sözcük Kullanımı

Cümlede gereksiz sözcüğün kullanılması, anlatım bozukluğuna yol açar.

İPUCU

Bir cümledeki bir sözcüğün gereksiz olup olmadığını o sözcüğü cümleden çıkararak anlayabiliriz. Bir sözcük cümleden çıkarıldığında, cümlenin anlamında ve anlatımında bir bozulma veya daralma olmuyorsa o sözcük gereksizdir.

Gereksiz sözcük kullanımından kaynaklanan anlatım bozuklukları iki şekilde oluşur:

1.1. Eş Anlamlı Sözcüklerin Bir Arada Kullanılması

Aynı anlama gelen sözcüklerin veya söz gruplarının bir arada kullanılması anlatım bozukluğuna yol açar.

ŞARKIDAN ÖRNEK

 Olsun, kırık kalbinin aşkı benim olsun
Bu sefer gönlün bana razı olsun
Olsun, olsun
Sana bana hediye, armağan olsun
Bu şarkıda hediye ve armağan sözcükleri eş anlamlıdır. Aynı anlama gelen sözcükler bir arada kullanıldığı için burada anlatım bozukluğu yapılmıştır. İki kelimeden biri çıkarılarak anlatım bozukluğu düzeltilebilir.

ÖRNEKLER

 Bugün hava sıfırın altında eksi beş dereceymiş. (yanlış)
cümlesinde sıfırın altında ve eksi ifadeleri aynı anlama gelmektedir. Bu yüzden, cümlede ikisinin bulunmasına gerek yoktur. Bu durumda cümleyi şöyle düzeltebiliriz:
✧ Bugün hava sıfırın altında beş dereceymiş. (doğru)
✧ Bugün hava eksi beş dereceymiş. (doğru)

Evin birçok masrafı var. Mesela örneğin kiralar, faturalar, market harcamaları… (yanlış)
cümlesinde mesela ve örneğin sözcükleri aynı anlama gelmektedir. Bu iki sözcük de aynı anlama geldiğine göre, cümlede ikisinin bulunmasına gerek yoktur. Cümlenin doğru hali şöyle:
✧ Evin birçok masrafı var. Mesela kiralar, faturalar, market harcamaları… (doğru)
✧ Evin birçok masrafı var. Örneğin kiralar, faturalar, market harcamaları… (doğru)

 Yetkililer hâlâ bir açıklama yapmadı henüz. (yanlış)
cümlesinde hâlâ ve henüz sözcükleri eş anlamlıdır. İki sözcük de “şimdiye kadar” anlamındadır, iki sözcük de aynı anlamı karşıladığına göre, biri gereksizdir, çıkardığımızda cümlenin anlamında bir daralma olmaz. O hâlde cümleyi iki şekilde oluşturabiliriz:
✧ Yetkililer hâlâ bir açıklama yapmadı. (doğru)
✧ Yetkililer bir açıklama yapmadı henüz. (doğru)

 Hükümet, bu kanunu Meclis’ten aynen, olduğu gibi geçirmek istiyor. (yanlış)
✧ Hükûmet, bu kanunu Meclis’ten olduğu gibi geçirmek istiyor. (doğru)
✧ Hükûmet, bu kanunu Meclis’ten aynen geçirmek istiyor. (doğru)

 Çocuk, az kalsın, neredeyse merdivenden düşecekti. (yanlış)
✧ Çocuk, az kalsın merdivenden düşecekti. (doğru)
✧ Çocuk, neredeyse merdivenden düşecekti. (doğru)

Herkesin sağlığına, sıhhatine daha fazla dikkat etmesi gerekiyor. (yanlış)
✧ Herkesin sağlığına daha fazla dikkat etmesi gerekiyor. (doğru)
✧ Herkesin sıhhatine daha fazla dikkat etmesi gerekiyor. (doğru)

1.2. Anlamca Birbirini Kapsayan Sözcüklerin Bir Arada Kullanılması

Bir sözcüğün ifade ettiği anlamın, cümledeki bir ekin veya başka bir sözcüğün içinde bulunması anlatım bozukluğuna yol açar.

ÖRNEKLER

 Kardeşim soruları hemen çözüverdi. (yanlış)
cümlesinde böyle bir kullanım söz konusudur. “Hemen” ile “çözüverdi” sözcükleri eş anlamlı değildir. Ancak “çözüverdi” eyleminde “tezlik, hemen yapma” anlamı vardır. Eylemde bu anlam olduğuna göre cümlede tekrar “hemen” sözcüğünün kullanılmasına gerek yoktur:
✧ Kardeşim soruları çözüverdi. (doğru)

 Üniversiteyi kazandığı için sevinçten etekleri zil çalıyordu. (yanlış)
Bu cümledeki “etekleri zil çalmak” deyimi ” çok sevinmek” anlamındır. Dolayısıyla cümlede tekrar “sevinçten” sözcüğünün kullanılmasına gerek yoktur:
✧ Üniversiteyi kazandığı için etekleri zil çalıyordu. (doğru)

 Okula her gün iki kilometre yaya yürüyerek giderdi.
cümlesinde “yaya” ve “yürüyerek” sözcüklerinin birlikte kullanılması anlatım bozukluğuna yol açmıştır. Çünkü “yürümek” sözcüğünde “yaya” anlamı zaten vardır. Öyleyse cümleyi şöyle söyleyebiliriz: “Okula her gün iki kilometre yürüyerek giderdi.”

 Almanya’daki arkadaşımla karşılıklı mektuplaşırız. (yanlış)
cümlesinde anlatım bozukluğu vardır. Burada “karşılıklı” sözcüğü gereksiz kullanılmıştır. Çünkü “mektuplaşmak” eylemi zaten “karşılıklı” yapılır. Bu sözcükte “karşılıklı” anlamı olduğuna göre aynı sözcüğü cümlede tekrar etmek yanlıştır:
✧ Almanya’daki arkadaşımla mektuplaşırız. (doğru)

 Kimseyle paylaşmadığı gizli sırları varmış. (yanlış)
✧ Kimseyle paylaşmadığı sırları varmış. (doğru)

 Yarışmaya arkadaşımla birlikte katıldık. (yanlış)
✧ Yarışmaya arkadaşımla katıldık. (doğru)

 Ünlü futbolcu BJK kulübüne transfer oldu. (BJK:Beşiktaş Jimnastik Kulübü) (yanlış)
✧ Ünlü futbolcu BJK’ye transfer oldu. (doğru)

2. Anlamca Çelişen Sözcüklerin Kullanılması

Bir cümleden iki farklı ve birbirinin tersi anlamın çıkarılabilmesi anlatım bozukluğuna sebep olur.

ÖRNEKLER

 Elbette Selim de ağabeyleri ile gitmiş olabilir.
Bu cümlede elbette sözcüğü kesinlik bildirirken olabilir sözcüğü ihtimal bildirmektedir. Oysaki bir cümlede ya kesinlik ya da ihtimal anlamı olmalıdır. Cümlede ikisi de olduğundan çelişkili anlatım söz konusu. Bu cümle iki şekilde düzeltilebilir: “Elbette Selim de ağabeyleri ile gitmiştir.” “Selim de ağabeyleri ile gitmiş olabilir.”

 Tam üç yıla yakın bir zaman insanlık dramı yaşandı burada.
Bu cümlede tam ve üç yıla yakın bir zaman sözleri çelişkili anlatıma yol açmıştır. Cümlenin doğru kullanımı şöyle olmalıdır: “Üç yıla yakın bir zaman, insanlık dramı yaşandı burada.”

3. Sözcüğün Yanlış Anlamda Kullanılması

Sözcüklerin anlamları iyi bilinmelidir. Cümlenin anlam bütünlüğüne uymayan yanlış bir kelime kullanmak anlatım bozukluğuna yol açar.

ÖRNEKLER

 Türkiye’de birçok göl kuraklık tehlikesi yaşıyor.
cümlesinde “kuraklık” sözcüğü yanlış kullanılmıştır. Çünkü bu sözcük “toprak için nemi olmayan, çorak” anlamında kullanılır. Cümlede ise topraktan değil, gölden söz edilmiş. Öyleyse göllerde suyun çekilmesi söz konusu olabilir. Bu da “kuruma” sözcüğü ile anlatılabilir. Bu durumda cümlenin doğru şekli şöyle olacaktır: “Türkiye’de birçok göl kuruma tehlikesi yaşıyor.”

 Öğretmen, konuyu en ayrımına kadar anlatmıştı.
cümlesinde “ayrım” sözcüğü yanlış kullanılmıştır. “Ayrım” sözcüğünde “başkalık, fark” anlamı vardır. Cümlede anlatılmak istenen bu anlam değildir. Konunun detaylarının da anlatıldığı anlamı verilmek isteniyor cümlede. Bu anlam “ayrıntı” sözcüğü ile sağlanabilir. Demek ki “ayrıntı” sözcüğü yerine “ayrım” sözcüğü kullanılarak yanlışlık yapılmıştır: “Öğretmen konuyu en ayrıntısına kadar anlattı.”

 Yaş geliştikçe yalnız çevrenizdekilere değil, memleketinize de yardım aşkıyla yanıyorsunuz.”
cümlesinde “gelişmek” sözcüğü yanlış anlamda kullanılmıştır. Çünkü yaş gelişmez, ilerler. Bu nedenle cümlenin doğrusu şu şekilde olmalı: “Yaş ilerledikçe yalnız çevrenizdekilere değil, memleketinize de yardım aşkıyla yanıyorsunuz.”

 Politika konusunda gençleri azımsamak doğru değildir.
cümlesinde “küçümsemek” sözcüğünün yerine “azımsamak” sözcüğü kullanılarak anlatım bozukluğu yapılmıştır. Çünkü “azımsamak “ile” küçümsemek” sözcükleri farklı anlamlar taşımaktadır. “Azımsamak”ta bir şeyi sayıca az bulmak söz konusudur. “Küçümsemek” sözcüğü ise bir şeyin niteliği ile ilgilidir. Bu sözcükte bir şeye değer vermemek, onu küçük görmek anlamı vardır. Cümlenin doğrusu şöyle olacaktır: “Politika konusunda gençleri küçümsemek doğru değildir.”

 Herkes, petrol ücretlerinin yüksekliğinden yakınıyor.
cümlesindeki “ücret” sözcüğü yanlış kullanılmıştır. Çünkü “ücret” sözcüğünde iş gücünün karşılığı olan para anlamı vardır. Bu sözcük yerine “fiyat” sözcüğü getirilmelidir. Bu, bir şeyin para karşılığı değerini ifade eder: “Herkes, petrol fiyatlarının yüksekliğinden yakınıyor.”

 Düzenlenen etkinlikte toprağa yüzlerce fidan ekildi. (yanlış)
✧ Düzenlenen etkinlikte toprağa yüzlerce fidan dikildi. (doğru)

 Çevresindekilerle rahat iletişim kuramayan çekimser biriydi. (yanlış)
✧ Çevresindekilerle rahat iletişim kuramayan çekingen biriydi. (doğru)

4. Sözcüğün Yanlış Yerde Kullanılması

Cümledeki sözcüklerin doğru yerde kullanılmaması, söylenmek istenenin karşıtı bir anlamın ortaya çıkmasına ya da cümlenin anlaşılmamasına yol açar.

ÖRNEKLER

 Yeni okula geldim ki ders zili çaldı.
cümlesinde “yeni” sözcüğü yanlış yerde kullanıldığından cümlenin anlamı da bozulmuştur. Cümlede anlatılmak istenen “okulun yeniliği” değildir. Aslında birinin “okula vardığı sırada” zilin çalması anlatılmak istenmiştir. Öyleyse cümlenin doğru şekli şöyle olmalıdır: “Okula yeni geldim ki ders zili çaldı.”

 Çok sınıfta duran öğrencilerin elbette canı sıkılır.
cümlesinde “çok” sözcüğünün yanlış yerde kullanılmasından kaynaklanan bir anlatım bozukluğu vardır. Bu cümlede “çok” sözcüğü “sınıf” sözcüğünden önce kullanıldığı için sanki öğrenciler değişik sınıflarda bulunmuşlar da onun için sıkılmışlar anlamı çıkmıştır. Halbuki cümlede öğrencilerin bir sınıfta “uzun süre bulunması” anlatılmak istenmiş. Cümlenin doğru şekli şöyle olmalıdır: “Sınıfta çok duran öğrencinin elbette canı sıkılır.”

 Fizik dalında yapılan yarışmada ülkemizi üç üniversiteli genç temsil edecek.
cümlesinde sözcüğün yanlış yerde kullanılmasından kaynaklanan bir anlatım bozukluğu vardır. Bu cümlede “üç” sözcüğü yanlış yerde kullanılmış, bu nedenle yanlış bir anlam oluşmuştur. Cümlede asıl anlatılmak istenen, “üniversiteli üç genç”tir; ancak “üç” sözcüğü yanlış yerde kullanılınca cümleden “üç tane üniversite bitirmiş genç” anlamı çıkıyor. Bu nedenle “üç” sözcüğü “genç” sözcüğünden önce kullanılmalıdır: “Fizik dalında yapılan yarışmada ülkemizi üniversiteli üç genç temsil edecek.”

 Her kapıdan giren otobüs durağını soruyor. (yanlış)
✧ Kapıdan her giren otobüs durağını soruyor. (doğru)

 Kimliksiz sınava girilmez. (yanlış)
✧ Sınava kimliksiz girilmez. (doğru)

5. Deyimin Yanlış Anlamda Kullanılması

Deyimler kalıplaşmış ifadelerdir ve deyimler bu kalıplaşmış anlamları çerçevesinde kullanılır. Kalıplaşmış belli bir anlamı karşılayan deyimin başka bir anlamda kullanılması, anlatım bozukluğuna yol açar.

ÖRNEKLER

 Onun bize yaptığı iyiliklere hep göz yumduk.
cümlesinde “göz yummak” deyimi yanlış anlamda kullanılmıştır. Bu, “kusurlarını hoş karşılamak, görmezlikten gelmek” anlamında bir deyimdir. Yukarıdaki cümlede ise “kusur” yok, bir kişinin iyilikleri var. Bu nedenle “göz yummak” deyimi yanlış kullanılmıştır: “Onun bize yaptığı iyiliklere minnettar kaldık.”

 Müfettişlerin geleceğini öğrenen müdürün etekleri zil çalıyordu.
cümlesinde “etekleri zil çalmak” deyiminin yanlış kullanılmasından kaynaklanan bir anlatımn bozukluğu vardır. “Etekleri zil çalmak”, çok sevinmek, işleri yolunda olmak anlamında bir deyimdir. Bu deyimin yerine “etekleri tutuşmak” deyiminin kullanılması gerekir. “Etekleri tutuşmak” çok heyecanlanmak anlamında bir deyimdir. Doğrusu: “Müfettişlerin geleceğini öğrenen müdürün etekleri tutuştu.”

 Şoför hatalı sollama yapmış, bütün yolcuların canı burnuna gelmişti.
cümlesinde “canı burnuna gelmek” deyiminin yanlış kullanılmasından doğan bir anlatım bozukluğu vardır. Çünkü cümlede büyük bir tehlike ile yüz yüze gelme anlatılmaktadır. Ama bu yanlış bir deyimle ifade edilmiştir. Çünkü “canı burnuna gelmek” deyimi “çekilen sıkıntıların dayanılmaz hâle geldiği durumlar” için kullanılır. Doğrusu: “Şoför hatalı sollama yapmış, bütün yolcuların yüreği ağzına gelmişti.”

 Arkadaşını sakinleştirmesi gerekirken ateşe körükle gidiyordu. (yanlış)
✧ Arkadaşını sakinleştirmesi gerekirken yangına körükle gidiyordu. (doğru)

6. Anlam Belirsizliği

Kişilerden ya da onlarla ilgili durumlardan söz ederken, o kişilerin yerini tutan zamirleri kullanmayız. Bundan dolayı cümlede kişi bakımından bir belirsizlik ortaya çıkar. Anlam belirsizliği dediğimiz bu ifade bozukluğunu gidermek için cümlede sözünü ettiğimiz kişinin yerini tutacak zamiri mutlaka kullanmalıyız.

ÖRNEKLER

 Okula gitmediğini bugün öğrendim.
cümlesinde böyle bir bozukluk vardır. Bu cümlede kişi zamiri kullanılmadığı için “kimin okula gitmediği” tam olarak bilinmiyor: O mu, sen mi? Çünkü cümle;
Onun okula gitmediğini bugün öğrendim.” ya da
Senin okula gitmediğini bugün öğrendim.” olabilir. Bu nedenle kişi kavramının net olması için cümleye kişi zamiri mutlaka getirilmelidir.

 Kardeşini okulda göremedim.
cümlesinde de anlam belirsizliği vardır. Bu cümlede kimin kardeşinden söz edildiği belli değildir. Bunu engellemek için kişi zamiri cümleye getirilmelidir:
Senin kardeşini bugün okulda göremedim.”
Onun kardeşini bugün okulda göremedim.”

anlam belirsizliği anlatım bozukluğu karikatürü
Kaynak: KarikaTürkçe Dersi Facebook Sayfası

UYARI

Anlam belirsizliği sadece kişi zamirinin kullanılmaması ile ilgili değildir. Anlam belirsizliği noktalama yanlışlığından da kaynaklanabilir.

ÖRNEK

 Gazeteci bayanın sözlerini dikkatle dinledi.
cümlesinde anlamca bir belirsizlik vardır. Çünkü cümlede sözleri dinleyen “gazeteci” mi, yoksa “bayan” mı olduğu belli değildir. Bu belirsizliği “gazeteci” sözünden sonra cümleye virgül (,) getirerek giderebiliriz: “Gazeteci, bayanın sözlerini dikkatle dinledi.”

7. Mantık ve Sıralama Yanlışlığı (Hatası)

Cümlede verilen kavramların önem sırasının karıştırılması ya da cümlenin mantık açısından yanlış oluşturulması sonucunda ortaya çıkan anlatım bozukluklarıdır.

ÖRNEKLER

 İlk kez gerçekleşen gösteriye katılım rekor düzeydeydi.
Bu cümlede mantık hatası yapılmıştır çünkü ilk kez yapılan bir gösteriye gelen izleyici sayısının, rekor düzeyde olup olmadığı bilinemez.

 Tek katlı evin en üst katında yangın çıktı.
Bu cümlede de mantık hatası yapılmıştır çünkü en üst kat diyebilmek için evde birden çok kat olması gerekir oysa burada söz edilen ev tek katlıdır.

 Virüse karşı dikkatli olmazsan ölebilirsin, hatta hastaneye bile yatabilirsin.
cümlesinde sıralama hatası vardır. Ölmek, hastaneye yatmaktan daha olumsuz bir durumdur. Bu yüzden “hastaneye bile yatabilirsin” sözüyle “ölebilir” sözü yer değiştirmelidir: “Virüse karşı dikkatli olmazsan hastaneye yatabilirsin, hatta ölebilirsin.”

 Bırak patates doğramayı, yemek bile yapamaz o.
✧ Bırak yemek yapmayı, patates bile doğrayamaz o”

DAHA FAZLASI

Bu içeriği beğendiyseniz 7. sınıf ile ilgili diğer içeriklerimizi de inceleyebilirsiniz: